Sebebi bulunamayan kronik ağrılar ve fiziksel şikayetler, bastırılmış psikolojik sorunların işareti olabilir. Uzman Klinik Psikolog Mert Arslan’a göre beden, dile gelmeyen duyguların en güçlü anlatıcısı olabilir. İSTANBUL — Türkiye’de de birçok kişi geçmeyen ağrılar, bitmeyen yorgunluk ya da sindirim sorunları gibi şikayetlerle yaşamaya çalışıyor. Üstelik yapılan tetkikler çoğu zaman “temiz” çıkıyor, herhangi bir hastalık tespit…
Sebebi bulunamayan kronik ağrılar ve fiziksel şikayetler, bastırılmış psikolojik sorunların işareti olabilir. Uzman Klinik Psikolog Mert Arslan’a göre beden, dile gelmeyen duyguların en güçlü anlatıcısı olabilir.
İSTANBUL — Türkiye’de de birçok kişi geçmeyen ağrılar, bitmeyen yorgunluk ya da sindirim sorunları gibi şikayetlerle yaşamaya çalışıyor. Üstelik yapılan tetkikler çoğu zaman “temiz” çıkıyor, herhangi bir hastalık tespit edilemiyor. Uzman Klinik Psikolog Mert Arslan’a göre bu durum sandığımızdan çok daha yaygın ve çoğu zaman gözden kaçan bir gerçeğe işaret ediyor: “Beden, zihnin kelimelere dökemediği yükleri taşımaya başlıyor.”
Tıpta “somatizasyon” olarak tanımlanan bu durum, fiziksel belirtilerin arkasında psikolojik nedenler olabileceğini gösteriyor. Bu durum, modern psikiyatrinin tanı kriterlerinde önemli bir paradigma değişimini de beraberinde getiriyor. Mert Arslan, asıl meselenin belirtinin varlığından çok, kişinin bu belirtiye verdiği tepki olduğunu vurguluyor. Somatizasyonun “uydurma” olmadığını, ruhun kendini korumak için kullandığı gerçek ve karmaşık bir savunma mekanizması olduğunu kabul etmemiz anlamına geldiğini söylüyor.
Çocukluk Çağı Travmalarının Psikolojik Sağlamlık Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi adlı araştırma, bu bedensel izlerin kökenine dair önemli bulgular sunuyor. Çalışma, çocukluk döneminin duygusal ve bilişsel gelişim için ne denli kritik bir evre olduğunu ve bu dönemde yaşanan yoğun stres veren olaylar psikolojik sağlamlık üzerinde kalıcı etkiler bırakabildiğini ortaya koyuyor.
Özellikle duygusal istismar ve ihmal gibi travmalar, kişinin psikolojik olarak güçlü kalmasını zorlaştırıyor. Yapılan korelasyon analizi, yaşanan travmanın şiddeti ile psikolojik dayanıklılık arasında anlamlı bir ters ilişki olduğunu gösteriyor. Bu bulgular, erken dönem travmalarının bireylerin içsel kaynaklarını ve stresle başa çıkma mekanizmalarını zedeleyerek onları ileriki yaşlarda somatik belirtilere daha açık hale getirdiğini destekliyor.
Bu bilimsel bulgular, Uzman Klinik Psikolog Mert Arslan’ın klinik gözlemleriyle paralellik gösteriyor. “Çocuklukta duygularını tanıma ve ifade etme fırsatı bulamayan, yani bir nevi ‘duygu körlüğü’ (aleksitimi) yaşayan bireyler, yetişkinlikte zihinsel acılarını bedensel semptomlar olarak deneyimlemeye daha yatkın oluyor. Beden, kelimelere dökülemeyen o eski acıların, ihmallerin ve korkuların adeta bir tiyatro sahnesine dönüşüyor.” Mert Arslan, bu doğrultuda sunduğu psikodinamik terapi hizmetlerinde, danışanların bu bilinçdışı dili anlamlandırmasına ve travmanın bedensel izlerini işlemesine rehberlik ediyor.
Somatizasyonun yaygınlığında bireysel geçmiş kadar toplumsal dinamikler de önemli bir rol oynuyor. Özellikle psikolojik sıkıntıların açıkça ifade edilmesinin zayıflık olarak algılandığı toplumlarda, bedensel hastalıklar bir tür meşru yardım çağrısı aracı haline gelebiliyor. “Kol kırılır yen içinde kalır” anlayışı, bireylerin depresyon, kaygı veya tükenmişlik gibi duygularını dile getirmesini engelleyebiliyor. Bu durumda fiziksel bir rahatsızlık, hem kişinin kendisine hem de çevresine karşı acısını somutlaştırmanın ve sosyal destek talep etmenin daha kabul edilebilir bir yolu olarak ortaya çıkıyor. “Hastayım” demek, “mutsuzum” veya “tükendim” demekten daha az damgalayıcı ve daha kolay anlaşılan bir ifadeye dönüşüyor. Bu kültürel zemin, farkında olmadan, psikolojik acının bedensel bir kanala yönlendirilmesini teşvik ederek somatik belirtilerin görülme sıklığını artırıyor.
Bu bütüncül ve derinlikli yaklaşım, Uzman Klinik Psikolog Mert Arslan’ın mesleki kimliğinin merkezinde yer alıyor. Sadece semptomları ortadan kaldırmaya odaklanmak yerine, bu semptomların altındaki mesajı anlamayı hedefleyen Mert Arslan, sunduğu hizmetlerin nihai amacını ve vizyonunu şu sözlerle özetliyor:
“Misyonumuz, bireylerin psikolojik acılarının damgalanmadığı güvenli bir alan yaratmaktır. Özellikle psikosomatik danışmanlık hizmetimizle, yıllarca doktor doktor gezip çözüm bulamayan kişilere, semptomlarının ardındaki anlamı keşfetmeleri için yol arkadaşlığı yapıyoruz. Amacımız sadece semptomları bastırmak değil, bireyin kendi içsel dilini anlamasını sağlayarak bedensel ve ruhsal bütünlüğe kavuşmasına yardımcı olmaktır. İyileşme, zihin acısını kelimelerle ifade etmeyi öğrendiğinde, bedenin bu ağır yükü taşımasına gerek kalmadığı noktada başlar.”
Uzman Klinik Psikolog Mert Arslan, bireysel terapi süreçlerinde depresyon, kaygı bozuklukları, panik bozukluk, obsesif kompulsif bozukluk (OKB), dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), yeme bozuklukları, uzamış yas, duygu ve öfke kontrolü sorunları, somatizasyon, bipolar bozukluk, sosyal anksiyete ve bağımlılıklar gibi geniş bir yelpazede tüm psikolojik sorunlara Kadıköy’de yüz yüze ve online terapiler ile destek sunduğunu da belirtiyor.
Reklam & İşbirliği : [email protected]